ATEİZM-4

Mehmet Şerif YENİAY
Mehmet Şerif YENİAY
  • 09.03.2022
  • 157 kez okundu

ATEİZM-4

“ HZ PEYGAMBERİN EŞLERİ VE ÖZEL HAYATIYLA İLGİLİ SORULAR”

Bu bölüm protestlerin ahlaki duruşlarını da ele veren bir bölümdür. Özellikle T. Dursun ve takipçilerinin sorularını aynıyla sormaya ne içim elverdi ne de ahlakım çünkü bu sorular/sözlerAllah Resul’ünü inciten sözlerdi.

“Allah’ın elçisini incitenler için acı bir azap vardır”(Tevbe 61)

Konuya girmeden önce şu dil sorununa değinmekte fayda var.

Vücudumuzda bir azanız eziyet görse veya o aza bir illete tutulsa tüm beden rahatsız olur değil mi? Kimse; abartma kardeşim alt tarafı gözün ağrıyor, üstelik o organ yüzdelik dilimde kaça tekabül eder ki diyemez, ağrıyan gözdür lakin feryad-ü figan eden de dil. İşte dilde ki sorun da böyledir…Dilin “başı büyüktür”, dil tercümandır, şayet onda bir arıza varsa; o kusur başka organların da marazlı olduğunun göstergesidir:

“Gerçi, kinlerini ağızları ile dışa vuruyorlar, ancak kalplerinde gizledikleri kin daha büyüktür.”(Ali imran 118)

Bu çirkinliği ancak bu kadar ifade edebiliyorum, edep dairesinde, gerisini siz anlayın…

Peygamber eşleri üzerinden özellikle Hz Aişe ve Hz Zeynep üzerinden ağır tahkirler var.

Tarihe mal olmuş şahsiyetlerden Cengiz Han’ın kaç karısı ve çocukları var bilinmez, ortak kanı abartılı bir nüfusu olduğu yönünde…

Şayet Resulüllah Peygamber değil de devlet başkanı olarak gelseydi bu eleştirilerin hiç biri olmayacaktı, çölün ortasında böyle bir devlet kurduğu için iltifatlara mazhar olup devrimlerin simge ismi olacaktı, devrimciler adını çocuklarında yaşatacaklardı…

“ALLAH RESULÜ’NÜN NEDEN BU KADAR ÇOK EŞİ VAR”

Bu soruyu meraktan sorduklarını düşünebilirsiniz, tamam ben de öyle düşüneyim hatta opespaye yorumları hiç okumamış kabul ederek hüsn-ü zan ile“mış” gibi yapayım.

İşin aslı ne?

Paylaşacağım bilgiler tarihi kaynaklardan derleme:

Hz. Muhammed çocukluğundan kırk yaşına kadar tüm Mekke’nin takdir ettiği “El Emin’dir”

Ahlaki çöküntünün fazla olduğu Mekke’de tertemiz kalarak; yirmi beş yaşında, kendisinden on beş yaş büyük, kırk yaşında ve çocuklu olan Hz. Hatice annemizle evlenmiştir. TAM YİRMİ SEKİZ YILTEK EŞLİ yaşamıştır.

Peygamberimizin Hz Hatice’den altı çocuğu olmuştur, Hz Hatice’nin vefatıyla bu çocuklar yetim kalmış ve Resulüllah ikinci evliliğini yaşlı olan Hz Sevde validemizle yapmıştır. Bu evliliğin iki sebebi vardır:

Hz Sevde annemiz ailesi Müslüman olmadığından yanlarına dönemiyordu ortada kalmıştı, Allah Resul’ünün yetim kalan altı çocuğuna beş yıl boyunca annelik yapacaktı… Hz Sevde beş yıl sonra vefat etti. Dikkat edin lütfen Peygamberimiz elli üç yaşına gelmiş ve halen hayatında iki eş yok.(Tarihlere fazla takılmayın bir yıl önce veya bir yıl sonra bu hususta rivayetler değişiklik arz ediyor)

Hz Aişe ile evliliği.

Şimdi en çok fırtına koparılan evliliklerden biri de bu evliliktir. Kaynaklarımızın pek çoğu Hz Aişe’nin altı yaşında evlendiği dokuz yaşında eş olduğunu yazar. T. Dursun bu bilginin Buhari’de ki sahih hadise dayandığını ve hiçbir Müslümanın bunu inkâr edemeyeceğini belirtir. Bunun özellikle altını çizer ki Müslüman’ların kaçacak yeri olmasın!

Şimdi, konuya girmeden önce Hz Aişe özelinden çocuk evlilik mevzusunu açalım…

Hz Aişe’yi biraz tanıyalım:

Hz Ebubekir’in kızı olan Hz Aişe Peygamberimizle dokuz yıl evli kalmıştır.

Yedi Muksirun sahabeden biridir. Dört binden fazla hadis rivayet etmiş.(Muksirun, 1000’den fazla hadis rivayet eden sahabeye verilen isim)

Urve Bin Zubeyr: “Ben hayatımda Aişe kadar tıp, fıkıh ve edebiyat ilimlerini bilen kadın görmedim” demiştir.

Ebu Musa El-Eşari: “ Müslümanlardan kimin çözemediği bir sorunu varsa doğru Hz Aişe’ye gider o meselenin çözümünü sorardık ve cevabını da bulurduk”

Bu iki rivayete kimsenin itirazı olamaz, Hz Aişe herkes tarafından âlim(e) olarak bilinen bir annemizdir.

Hz Aişe’nin Peygamberimizle on(veya dokuz) yıl evli kaldığını biliyoruz. Rivayeti dikkate alırsakHz Peygamber vefat ettiğinde Hz Aişe on altı yaşında olması lazım gelir.Şimdi bu rivayeti kabul edenlere sorum şu: Hz. Aişe ilim tahsiline kaç yaşında başladı, kaç yaşında âlime oldu, binlerce hadis rivayet etti, sahabeye öğretmenlik ve hocalık yaptı, hukuk ve edebiyat öğrendi… Tüm bunları dokuz ile on altı yaşları arasında öğrendi öyle mi?

Maalesef bunu halen kelli felli hocalarböyle anlatıyorlar.

Bakınız rivayeti kurtaracağız diye Allah Resul’ünü elin adamlarının diline düşürüyorlar.

Bakalım Kur’an bu hususta ne diyor:

“Yetimlerinizi, nikâh çağına erişinceye kadar gözetleyin. Olgunluk(rüşd) yaşına geldiklerinde mallarını kendilerine verin”… “Onlara mallarını teslim ettiğinizde, onlar adına tanıklar bulundurun. Hesap görücü olarak Allah yeter.” (Nisa 6)

“fe in anestum minhum ruşden” (onlarda RÜŞT hali görürseniz) yani reşit/ yetişkin olmuşlarsa.

Ayet, yetimler nikâh çağına erişinceye kadar mallarını himaye edin diyor.

Neden öyle diyor?

Çocuğa mal/mülk emanet edersen ne olur? Olan olur, çar çur olup heba olur.

Ne dedi Ayet-i Kerime: Nikâh çağı rüşt çağıdır dedi, değil mi?

Diyelim ki rüşt yaşı kaç onu bilmiyoruz, öyleyse bunu da Kur’an’a soralım.

“içinizde hiç aklı başında(Raşi(y)dun) kimse yok mu?”(Hud 78)

İçinde rüşd geçen tüm ayetleri taradım ortaya şu sonuç çıktı:

“eğriyi doğrudan ayırt etme(yaşı), aklı başında olma, hem kendine hem de başkalarına yol gösterebilme yeteneğine sahip olma, bilgi manalarında kulanılır. Raşit(dürüst, güvenilir, doğru yolda giden), Mürşit(yol gösteren, klavuz), İrşad(aydınlanma, doğru yolu gösterme)… Tamamı aynı kökten(R-Ş-D) türemiş kelimelerdir.

Neymiş efendim Kur’an’a göre Nikâh çağı Rüşd ve olgunluk yaşıymış, çocuk evlilik Kur’an’ın uygun gördüğü bir şey değilmiş(Nokta)

 

Zaten İslam öncesi Mekke toplumunda evliliklerbir usule göre yapılıyordu, bir örf ve gelenek vardı:

Kızları evlilik çağına gelmiş ebeveynler Darunnedve adını verdikleri kamu binasında kızlarına özel bir kıyafet giydirirler, bu kıyafet kızın evliliğe hazır olduğu anlamına gelir. Kız isteme, mehir vb merasimler burada yapılır, bir kızın evlilik çağına geldiğini ailesi tespit eder, onda evlilik akdini yerine getirecek olgunluk görürse Darunnedve’ye getirilir…Yani evlilik toplumsal bir örfe dayalı olarak yapılırdı…

Bu kısa bilgiyi verdikten sonra dönelim Hz Aişe konusuna:

Hz Aişe’nin yaşı net olarak bilinmiyor, genelde tahmini yaşlar söyleniyor, Hicretten önce de, hicretten sonra da doğdu diyenler var.

Mevlana Şibli Hz Aişe’nin Hicrette 17 yaşında olduğunu söyler.( Şibli II S.148)

Hz Aişe Peygamberimizden önce Mu’tim adında bir müşrikle nişanlı olduğu, Mu’tim’in ailesinin putperest olması hasebiyle aralarında din farkından sebep bir sorun olduğu ve bu evliliğin geri kaldığı tarihçiler tarafından nakledilir. Hz Ebubekir kızını İslam öncesi müşrik bir aileye nişanlamış… Bunun olabilmesi için henüz İslam’ın gelmemiş olması lazım çünkü İslam geldikten sonra bu nikâh türü haram sayılmıştır.

Görüldüğü üzere Hz Aişe Peygamberimizle evlendiğinde yaşının altı olması mümkün görülmemektedir. Bazı yorumcular “rivayeti” kurtarma adına: Efendim, Araplarda yaş hesabı buluğa erdikten sonra hesaplanır gibi ilaveler yapmakta. Şayet öyle bir ilave yapacaksanız o kaynakların altına şerh notu koyup Hz Aişe’nin yaşı buluğ yaşı artı altı yaş demeniz gerekirdi bunu elin oğlu saldırınca yapmayacaktınız…

Hz Peygamber toplam 12 evlilik yapmıştır. Evliliklerine dair bilinmeyen sır bir şey yoktur, buna rağmen protest ahlakı diyemeyeceğim, protest ahlaksızlığı konuyu tamamen “libidoya” bağlamışlardır.

Hz Peygamberin tırnak içinde sebepsiz diyebileceğimiz evliliği sadece Hz Hatice ile olan evliliğidir. O evlilikte bile yaşlar tam net değildir. Hz Hatice’nin Peyamber’imizden büyük olduğunu biliyoruz ama yaşının kırk olduğu kesin değil çünkü altı çocuk, ortalama her çocuk için iki yıl olsa on iki yıl yapar Hz Hatice altıncı çocuğunu elli iki yaşında dünyaya getirmiş olması lazım…

Neyse mevzuya dönecek olursak; Hz Hatice’nin evliliği diğer evliliklerden farklıdır demiştik. Hz Peygamber, gözünden bile esirgediği biricik sevgilisini elli yaşında iken kaybetti, ölüm bile bu iki sevgiliyi birbirinden ayırmaya yetmedi. Hz Aişe hiç tanımadığı bu sevgiliyi kıskanacaktır çünkü Hz Peygamber Hz Hatice’ye olan sevgisinihiçbir zaman gizlemedi. Hz Hatice’nin vefatından sonra bile, akraba ve arkadaşlarına özel bir ilgi gösterir, onlara ikramlarda bulunur sık sık kabrine ziyarete giderdi. Allah’u a’lem Hz Hatice vefat etmeseydi, tarih başka şeyler kaydederdi…Bu bahsi burada bitirsem dahi yeridir ama devam edelim. Neden öyle diyorum: O gün çok eşlilik yadırganan bir durum değildir dört eş ayeti indiğinde onlarca karısı olan sahabeler vardı ve eşlerini boşayıp bu sayıyı dörde indirdiler. Hz Muhammed istese gençliğinin baharında istediği hanımı veya hanımları alırdı buna hiç bir mani yoktu. Protestlerde azıcık insaf olsa şunu sorarlardı: “ömrünün en güzel çağını tek eşle geçirdikten sonra, o şartlarda ihtiyarlık yaşı olan elli üç yaşından sonra neden çok eşlilik” biraz insaf olsa bu soruyu sorarlardı.

Çok değil elli yıl öncesi toplumumuzda elli yaş ihtiyarlık yaşıdır, elli yıl önceki insanın yaşıyla şimdiki elli yaş aynı biyolojik yaş değildir…Bunu da belirtmekte fayda var.

Hz Peygamber yaşça büyük ve yine rivayetin anlattığına göre sağlık sorunları olan Hz Sevde ile evlendi çünkü çocuklara ideal bir anneydi Sevde Anamız.

Hz Peygamber’in evlilik hayatı Hz Hatice öncesi ve sonrası olarak ikiye ayrılıyor.

Şimdi;17 ile 20 arası bir yaşta, Hz Peygambere oranla oldukça gen yaşta olan Hz Aişe ile Hz Peygamber neden evlendi?

Ne sebebi? Sebebe ihtiyaç mı var. Kız babası Hz Peygamber’in en yakın dostu, gelin adayı razı, ortada rızası olmayan kimse yok, üstelik Mekke ahalisi de razı… Zaten ortada sıkıntılı bir durum olsaydı bunu önce Mekke Müşrikleri diline dolardı, bu hususla ilgili tek bir olumsuz rivayet yok.

Sanki ortada müşkil bir durum var da sebep mebep deyip bir savunma pozisyonu alacağız…

Sorgulamak ne haddimize, savunmak ne haddimize, bu evliliği yapan kişi sıradan bir insan olmadığına göre, bir Peygamber olduğuna göre anlamaya çalışırız ancak, birilerine laf yetiştireceğiz diye değişik pozisyonlara girmek; şüphe ve iman da bir maraz durumudur…

Hz Aişe’yi diğer annelerimizden farklı kılan, genç, zeki ve kavrayışta farklı olmasıdır. En başta ümmetin hanımlarına ve genelde tüm ümmete hocalık yapacak bir misyonu vardı. Elimde küçük hacimli bir kitap var orada Hz Aişe’nin sahabeye itirazı var, yanlış anladıkları bazı rivayetleri düzeltme ihtiyacı hissediyor…

(Mehmet Görmez Hoca Hz Aişe’nin yaşıyla ilgili elimizde pek çok rivayet var diyor(yazdıklarımla aynı paralellikte) keşke bunu diyanet işleri başkanıyken yüksek sesle dillendirseydi, buna ihtiyaç vardı. Hocanın işaret ettiği Hicret öncesi Sevr mağarasında ki bekleyiş için Hz Hatice ve ablası Esma’nın erzak temini ve istihbarat hizmetini M. Hamidullah’ın İslam Peygamberi adlı eserinde kısa da olsa bahseder.)

Hz Aişe hem yaşı hem de kavrayışı itibariyle toplumsal bir açığı kapatacak bir annemizdir. Hz Aişe’nin İslam kültürüne neler kattığı malumdur zaten.

Hz Aişe Peygamberimizin iki eşli olduğu ilk hanımıdır. Peki, yıl kaç? Yıl 624 yani hicretin ikinci yılı. Yılı neden sordum? Diğer evlilikleri kısa kısa verip asıl sene üzerinde duracağım çünkü bu evlilikler bin bir gece masalları gibi kırk gün kırk gece süren, yüzlerce kurbanların kesildiği kral düğünleri değildir.

Hz Ömer’in kızı Hafsa kocasını Uhud savaşında kaybedince 22 yaşında dul kalmış, Hz Ömer eşini(Rukiyye) henüz kaybetmiş olan Hz Osman’a vermek istemiş Hz Osman bu teklifi kabul etmeyince üzüntüsünü Hz Peygamber’e bildirmiş, Rasulullah(as)da kendisinin talip olduğunu söyleyince Hz Ömer çok memnun olmuş…

Hz Zeynep(1.)nüfus olarak oldukça kalabalık Sa’sa kabilesine mensuptu ve Hz Zeynep de dul kalmıştı bu evlilik nüfusça kalabalık olan bu kabiliyle akraba olma girişimidir.

Ümmü Seleme yaşlı ve çok çocukluydu eşini kaybeden hanım sahabelerdendir.

Evet, üzeninde en çok konuşulan Hz Peygamber eşlerinden Hz Zeynep b. Cahş.

Hz Zeynep Rasulullah’ın halası kızıdır. Hz Zeynep 35 yaşına kadar hiç evlenmemiştir. Bakınız bu durumu Muhammed Hamidullah Belazuri’den nakille şöyle anlatır:

“Zeyneb(ra), kuzeni Rasulullah’a(as) şefkatli bir sevgi besliyordu ve gizliden gizliye adakta bulunarak, bir gün Rasulullah kendisiyle nikâhlanacak olursa, Allah’a şükranın ifadesi olarak, iki ay devamlı oruç tutmaya yemin etmişti. O kadar çok beklediği bu haberi aldığında, kendisine müjde getiren kimseye, üzerindeki bütün mücevherleri çıkarıp hediye etmiştir”.(Belazuri Ensab 1. S.900 S.436)

teklifiyle Hz Zeyneb Hz Zeyd ile evlendi. İki ayrı kültür ve iki ayrı soy sop, iki ayrı sınıf…Sınıf farkını ortadan kaldırmaya yönelik bu evlilik yürümedi… Hz Zeyd eşinden boşanmak istiyordu…

Protestlerin üzerinde en çok gürültü çıkardıkları bu evliliğin devam etmesini isteyen kişi bizzat Allah Resul’üydü.

Ayet-i Kerimede belirtildiği üzere Zeyd’e: “Allah’tan kork ve zevceni boşama” (Ahzap 37)diyordu. Şayetprotestlerin iddia ettiği gibi Resulullah’ın HzZeynep’te gözü olsaydıonu en baştan nikahlardı çünkü Hz Zeynep ile evlenmesinde hiçbir mani yoktu. Öyle bir durum olsaydı neden Zeyd’e nikahlasındı. Bu nikâhın bizzat göklerde kılınmış olması( Hz Peygamber ile) başka seçenek de bırakmıyordu. Şayet “gökler” kısmına katılmıyorlarsa oyunbozanlık yapıyorlar demektir, o zaman tarihi verileri gitsin Bizans arşivlerinden bulsun gelsinler! Kur’an’da hadise son derece açıktır, protestler rivayetlerden işlerine geleni çekip aldıktan sonra söylemek istediklerine dayanak yapıyorlar…

Bir örnek olarak da Beni Mustalik kabilesi reisi kızı olan Cuveyriye’yi verip bu bahsi tamamlayalım: Müslümanlarla bu kabile arasında gerçekleşen baskında Müstalik kabilesi yüzlerce esir verdi ve ganimetler paylaşıldı. Allah Resulü kabile başkanın kızını nikâhladığını bildirince, kabile üyeleriyle akraba olmuş oldu, bu durumu içlerine sindiremeyen sahabeler aldıkları tüm ganimet ve esirleri iade ettiler… Görüldüğü üzere bu evlilik de stratejik bir evliliktir.

Hz Muhammed evlilik hayatının ilk 28 yılını tek eşle son on yılını çok eşle geçirmiştir. Hz Aişe dışında hepsi dul, birçoğu da yaşlı kadınlardı, evlilik gerekçelerini yukarıda izah ettik üstelik bu evliliklerin birçoğu“kılıç” gölgesinde yapılmıştır.

Muhammed Hamidullah Hoca çok eşliliğin sebebini: “ Hz Muhammed’in asıl hedefi, çevresinde Arap Yarımadası’nın dört bir köşesine dağılmış olan çeşitli kabilelerin dostluklarından bir halka meydana getirmekti” şeklinde açıklar.

Bakınız, bu evlilikler hangi şartlarda yapıldı!

Allah Rasul’ü; Hz Aişe ile evlendiği yıl Bedir gazvesi, Hz Hafsa ile evlendiği yıl Uhut Savaşı, Hz Zeyneb ile evlendiği yıl Hendek savaşı ve irili ufaklı onlarca askeri harekât yapılmıştır. Öyle Sarayın bahçesinde, şırıl şırıl akan su kenarlarında bir izdivaç gerçekleşmemiştir.

Dört eş sınırlaması ayeti indiğinde hanımı dörtten fazla olanlar diğer eşlerini boşadılar, Hz Peygamber bundan müstesnadır çünkü ayet-i kerime gereği Peygamber eşleri Ümmetin anneleridir ve onlarla evlenmek haramdır.

Peygamber eşleri üzerinden ağır eleştiri yapanlar, akılları libidosunda kalmış insanlar, duruma biraz insani olarak tarihin o noktasından baksalar başka şeyler göreceklerdi…

Vahiy gibi ağır bir yük omuzlarına binmiş, toplum içinde sevilen ve sayılan biriyken bir anda istenmeyen adam ilan edilmiş,en yakınları, amcaları ve akrabaları tarafından eziyet görmüş, yıllarca boykota uğramış, aç kalmış susuz kalmış… Bir ümittir komşu kasaba belki beni anlar diye Taif’e gitmiş, orada daha incitici olsun diye parmak kadar veletlere taşlatılmış, dava arkadaşı Bilal’le aldıkları taş darbeleriyle vücutları kan kırmızı renge boyanmış. Mekke’de bir avuç Müslüman dışında çaldığı tüm kapılar yüzüne kapanmış… Bir baba düşünün ki yedi çocuğundan altısını daha hayattayken toprağa vermiş, buna hangi baba yüreği dayanır… Devlet Başkanı, ordu komutanı, öğretmen, işçi, aile reisi ve rol-model “Usvetun Hasene”. Yaptıklarına ümmetini şahit göstererek “Şahit ol Ya Rab” diyecek kadar  tevazu… Bunların binde birini bile becerememiş insanlar, kalkmışlar “Âlemlere rahmet olan” Hz Muhammed(as)’e dil uzatıyorlar, öyle mi! Bu kadar meşakkat altında ki Allah Resul’ünün mahremine dil uzatıyorlar, hem de bir ahlak abidesine… veyl ki veyl… Halen gök kapıları azap kusmuyorsa üzerimize Rabbimiz ’in bize rahmeti dolayısıyladır…

“ Ya Rabbi! Güçsüz ve çaresiz kaldığımı, halk nazarında hor görüldüğümü yalnız sana yakınıyorum.Ey merhametlilerin en merhametlisi!Sen ezilenlerin, hor görülenlerin Rabbisin. Sen benim Rabbimsin Ya Rabbi beni kimlerin ellerine bırakıyorsun? Beni sertlik vezorbalık içinde karşılayan bir yabancıya mı? Yoksa davamda etki yapacak bir düşmana mı? Yeter ki bunlar bana gazabın nedeniyle olmasın. Eğer bunlar gazabın nedeniyle değilse çektiklerimin hiçbirine aldırmam…”Hz Peygamber’in Taif duası(İbni Hişam Siretü’n Nebeviyye II 61-62)

Evet, koltuğuna yaslanmış: şayet ekonomik durumum iyi olsaydı Hz Muhammed’in sünnetini yerine getirmek için dört evlilik yapardım diyen ham sofi, sen de Sünneti anlamamışsın…

Haftaya başka bir soruyla devam edelim inş.

Mehmet Şerif

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
hack 2018 cpanel alma cavdar59 sunucu root işlemi portsuz backconnect olma litespeed c1 bypass method cavdar599 litespeed config okuma cavdar59 hacklink shell script