BANA İSLAMI ANLAT

BANA İSLAMI ANLAT
  • 30.05.2017
  • 1.668 kez okundu

BANA İSLAMI ANLAT
Dini konular bizim gibi toplumlarda her daim canlı refleks gösterir. Dini mevzular toplum gündeminin ilk üçüne girer. Bu birazda doğu kültürünün özelliğidir(doğu- batı ayrımı coğrafi bir ayrım değildir, vurgulanmak istenen o misyondur) Batı toplumunda bu refleks zayıftır yani din insanların gündemlerinde ilk sıralarda değildir. Sebebine gelince özellikle Hristiyanlık “profesyonel” bir dindir yani bu işlere uzman bir kadro(ruhban sınıfı) bakar dolayısıyla bir cemaat üyesinin bir din adamıyla tartışabilme (ehliyeti) imkânı yoktur. Martin Luther gibi “cehnnemi satın aldım” deyip dini otoriteye kafa tutan adamlar az çıkar çünkü ruhani otorite sorgulanamaz.
İslam tarihinde şu hikâye hep anlatılır, Hz Ömer’in benim yanlışımı görürseniz ne yaparsınız sualine. Cevap olarak da “seni kılıcımızla düzeltiriz” (rivayetin sıhhat derecesi bir yana o günkü Müslümanların refleksi buna müsaitti) cevabı…
Peki, Müslümanlar da bu manada profesyonelleşme tehlikesiyle karşı karşıya mı? Bir Cuma namazında imam rahatsızlansa cemaat içinde bu görevi ifa edecek kaç kişi çıkar. Oysa ki genel kabul şu değil midir; üç kişinin olduğu bir yerde bir kişi imam olur…
Konumuzu şu iki başlık altında devam ettirmek istiyorum, bir “ehliyet” diğeri “otorite”.
Ehliyetten kastımız “yolda” yürüyebilecek kadar bilgi sahibi olmak.
Bakalım ilk kaynak bu işi nasıl çözmüş. Adam duymuş ki Muhammet(as) adında biri peygamberliğini ilan etmiş, işini gücünü bırakmış gelmiş Allah Resulün:
“Bana İslamı anlat” demiş.
Allah Rasülü anlatmış ve adam dinlemiş, sora kafasında ki sorularını sormuş, sonra muhakemesini yapmış ve Müslüman olmuş.
Şimdi bu kişi kaç gün kaç ay Mekke de kalıp da İslam’ı öğrenmiş. Öncelikle Bu kişi ya çiftçi ya tüccar ya da sanatkâr, yani işinin başında olmaya dayalı bir iş kolundan. Dolayısıyla kalabileceği süre kısıtlı, üç gün, beş gün, on gün… ve kavmine tebliğci olarak döner. Dönerken de Allah Rasülünden öğrendiklerini kavmine anlatır.
“Allahtan başka hiçbir ilah(otorite) kabul etmeyecek, Muhammet(sav) Allah’ın kul ve Resulü olduğunu kabul edecek, bunları kabul ederlerse; onlara namaz kılmalarını ve mallarının en iyisini almamak şartıyla zekât vermelerini tavsiye edecek”…
Bakınız bu kişi kavmine ne elle tutulacak bir kitap ne de belgelerle gitti…
Bakınız dünyanın neresine giderseniz gidin orada Müslüman birilerini bulursunuz bunun bir sebebini yukarıda anlattık(kavmine tebliğci olarak dönen Müslümanlar) diğeri de Tüccarlar.Tüccarlar, kanayan yaramız…
Diğeri de tüccarlar demiştik, tüccar adam nafaka ve geçimliğini ticaretten sağlıyor, malını satabilmek için dünyanın en uzak noktalarına kadar gidiyor çünkü uzak demek ayak basmadık yer demek.
Evet tüccar panayırda tezgahını açıyor. Dünyanın her yerinde klasik üçkağıtçılık yöntemi vardır, vitrine iyi ürün kor tezgah altı kötü, yalan beyanla ürünü cilalar(reklam) zararlı ürünü faydalı diye satar, ürün hakkında yeterli bilgiyi paylaşmaz…Tüccarın tek derdi vardır; daha fazlası daha fazlası.
Oysaki panayırda Müslüman tüccar hemen belli olur, tabi bu belli olma Müslümanın kılık kıyafetiyle veya özel bir arma bulundurmasıyla değil tabi ki, sattığı ürün özelliğiyle belli olur. Öncelikle tezgâhın altı başka üstü başka değildir, ürün hakkında (artı veya eksi) gerekli bilgi(informaion) verir dolayısıyla herkesin malın iyi yönünü anlattığı yerde kusurları da söyleyen ve fiyatta da fahşadan kaçınan birisi tüm panayırda bir anda fark edilir. Adama sorarlar sen niye farklısın, adam da ben Müslümanım der.
Bu kadar… sadece ben Müslümanım der… İşte yeryüzünün tebliğ erleri…
İlk kaynak bu işi nasıl çözmüş derken yukarıda birinci grubu anlattık, diğeri Allah Resulünün dizinin dibinde yetişen sahabeler ve bunların içinde kendini sırf din işine adamış abidler ve İbn-i Abbas gibi ilimde derinleşmiş zahitler vardı.
Bu manada Müslümanın iki ehliyetten birini kullanma hakkı var. Maişet itibariyle tüm mesaisini evinin nafaka teminine ayırmak zorunda kalan biri için olmazsa olmazı işini “ehliyetli” yapmasıdır.
Diğer grup ise, ilim sahipleri ve Kuran ilimde derinleşenlere atıf yapıyor(3/7) onlara mutlaka danışılmalı bilgisine başvurulmalı ancak İslam da kimse “otorite” yapılmamalı.
Otorite “tanrı sözcüsüdür” dolayısıyla insan sözünün bittiği yerdir. “La Yüs’el” dir ve sorgulanamaz!
Bunun bir örneğini geçen yıl gördük, peygamberden talimatla geldiğini iddia eden bir meczup otorite adına neler yapabileceğini gösterdi…
Aldatmaların en kötüsü Allah ile aldatmaktır…
“Ey insanlar! Şüphesiz Allah vaadi gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. Sakın çok aldatıcı (şeytan), Allah hakkında sizi aldatmasın.(35/5)
Yaşamımızı ehliyetli yaşamak temennisiyle Ramazanınız mübarek olsun.
Mehmet Şerif Yeniay

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
hack 2018 cpanel alma cavdar59 sunucu root işlemi portsuz backconnect olma litespeed c1 bypass method cavdar599 litespeed config okuma cavdar59 hacklink shell script