Bizim Sokak – 1

Ahmet ÖZDEMİR
Ahmet ÖZDEMİR
  • 12.01.2017
  • 721 kez okundu

Gayabaşı denilen köy meydanını doğu istikametinde geçtikten sonra yaklaşık elli metre yürüyünce kendinizi merkez caminin önünde bulursunuz. Camiyi arkanıza aldığınızda sol tarafınızda minareyi, sağ tarafınızda ise kaç yaşında olduğunu bilmediğim yaşlı çınar ağacını görürsünüz.Sizi gayri ihtiyari hızlandıracak hafif bir eğim ile başlayan sokağın girişindesiniz.İlerledikçe sola doğru bükülen sokak,  tam olmasa da bir “C” harfi şeklini alarak Bahçebaşı mahallesine dökülür.Sokağa girerken dikkat etmediyseniz, sokağın adını ben size söyleyeyim.Mastaklı sokağı.Adıyla ya da ne anlama geldiğiyle ilgili anlatılan küçük bir hikâyeden başka bir şey bilinmiyor.Şimdiye kadar sormadım mı yoksa sordum da cevabını bilen mi yoktu,tam hatırlamıyorum.Bildiğim bir şey varsa o da, bizim sokağın, hâlâ zihnimde ve anılarımda sıcak bir yuva özlemi olarak yer aldığıdır.Çünkü kendi çocukluğuma dair hatırımda kalanların çoğu yaşadığım evin içinde olanlardan çok Mastaklı’da yaşadıklarımdandır.Emin değilim belki de o dönemde Banazı’da yaşayan çocukların çoğu aynı şekilde yaşamış aynı duyguları hissetmişlerdir.Çünkü biz evi sadece yatmak için kullanırdık.

Sokağın adıyla ilgili küçük hikâyeye gelince…Anlatılanlar doğru ise Mastaklı’nın sakinlerinden olan Hacağagil, Elazığ’daki adı Masdaoğlu olan köylerinden kalkıp Banazı’ya geldiklerinde, belki de yurtlarına duydukları hasretten, yerleştikleri yere aynı adı vermişler.Masdaoğlu kelimesi zamanla Mastaklı olmuş.Doğrusunu Allah bilir.Adı ne olursa olsun, kaynağı ne olursa olsun benim için önemli olan o sokağın hala unutamadığım toplayan,kucaklayan,bir araya getiren o muhteşem atmosferidir.

Cami tarafından sokağa girdiğinizde sağınızda berbergilin evi vardı. Evi hala onlar kullanıyor ama ev, o zaman kerpiç idi.Çift kanatlı bir kapısı,görece büyük bir avlusu vardı.Galiba içinde bir de kharık vardı.O eve hiç girmedim.Avludan ötesini görmedim ama hatırımda kalan en canlı görüntü avlunun ortasında uzanmış üzerine örtülmüş bir çarşaftan dışarı taşmış bir çift sararmış ayak idi. Ne onun kim olduğunu ne de onu gördüğümde kaç yaşında olduğumu da hatırlamıyorum.Ancak daha sonra onun, çocukluğumda benimle dalga geçe geçe saçımı kesen Ferit abinin babası  Berber Maharram olduğunu öğrendim. Ama Mastaklı’da yaşayanların çoğunun,o ayaklarını gördüğüm kişi gibi Rabb’lerine döndüklerini biliyorum.Allah taksiratlarını affetsin,rahmetini esirgemesin.Yolun solunda minarenin arkasında net hatırlamadığım bir zamanda belediye olarak kullanılan daha sonraları camiye lojman yapılan altında da “hücre “ tabir edilen küçük bir odanın olduğu bina vardı.Hücre, köyümüzün artık yaşama dair tüm ümitlerini ve hayallerini anılarıyla tebdil eden yaşlılarının namazdan sonra oturup hoşça vakit geçirdikleri,Battal gazi ve Hz. Ali’nin cenklerini okudukları, sohbet ettikleri, hayallerini paylaştıkları,dedikodu ettikleri çok fonksiyonlu bir bina idi.Kış günleri kahveye gitmek istemeyenler için bulunmaz bir yerdi.Yanlış hatırlamıyorsam sigara içmek yasaktı hücrede. Yürümeye devam ettiğinizde sağ tarafta gasap Salah’ın evini görürsünüz.Onunda çift kanatlı büyük bir kapısı vardı ahşaptan.Kapı gerçekten çok mu büyüktü yoksa küçük olduğumuz için mi bize büyük geliyordu.Gasap Salah, oğlu Cumali ami ve onun çocukları ile birlikte yaşıyordu.Burada sola dönmeyip aşağı devam ederseniz, değirmen önüne gidersiniz.Bu kısmın Mastaklı’ya ait olmadığını sanıyorum.

Sola döndüğünüzde sol tarafta tam köşede Mübeccel bacının evi vardı.Mübeccel bacının simasını çok hatırlamıyorum.Bende sadece,hep bana takılan, beni kızdıran şakalar yapan iyi bir kadın figürü olarak kalmış.Daha sonra Mübeccel bacı evi sattı.Hiç hatırlamadığım iki kızıyla İstanbul’a taşındı.Evi Karakaplanlar’dan biri aldı.Bir ara penceresinde “Kırıkhan dişçisi“ diye bir tabela asıldı.Neyse…Biz yürümeye devam edelim.

Bu evin bitişiğinde hemen hecovunAli’sinin evi vardı.Tıpkıbenzerleri gibi iki katlı idi.Ali aminin simasını da çok net hatırlamıyorum. Sanırsam uzun boylu idi. İki karısı vardı. Biri Kheyre bacı diğeri de Sultan bacı. Sultan bacı da Heyre bacı da hakkın rahmetine kavuştu.Hemen sola döndüğünüzde sonu, daha önce gazovSıddıkh’ın oturduğu daha sonra ise kürt elif dedikleri Elif bacı ve oğlunun satın aldıkları evle biten bir ciğet ya da diğer deyişle çıkmaz sokağı görürdünüz.Sokağın hemen sol tarafında sultan bacının daha sonra ise üvey oğlu Geni’nin oturduğu küçük bir ev vardı. Onun hemen yanında ise Hüseyin Yaprak’ın,ya da mahallelinin ifadesiyle kuş Hüseyin,Ismıkhan bacının oğlu bayram abiden satın aldığı iki katlı evi vardı. Kış geldiğinde Hüseyin aminin bahara kadar bitmeyen çilesi başlardı. Elinde kürek, sabahtan akşama el arabasıyla kar temizlerdi. Sanırsam Hüseyin ami hala mastaklıda oturuyor. Onun karşısında ise köylünün felek dedikleri Süleyman felek otururdu. O sıralar Almanya’da çalışıyordu. Daha sonra ev tıtıkhGedir’e satıldı. Daha sonra ise kürdaliginMahmedalinin oğlu hamze abi satın aldı. Sonra o da taşındı. Ev kullanılmadığı için yıkılmış ve şu an peğ durumunda.

Bu ciğetten çıkıp tekrar sola döndüğünüzde sizi karşılayacak ilk ev kürdaligilinMahmud’un, köylünün tabiriyle kazmacı mahmut, evidir. Karısı nütüye bacı, oğlu ve orunlarıyla beraber yaşarlardı. Evi, bılız Bekir aminin oğlu Abdurrahman satın almıştı.Daha sonra ise huşutgilden kahveci Niyazi abi satın aldı.Sol tarafta bir sonraki ev ise kürdaligilineviydi. İbrahimami vefat etmişti. Karısı Kheççe bacı, dört oğlu ve kızı Zörhe abla ile beraber oturuyordu.

Bunun tam karşısında ise hacağagilin Beşir aminin evi vardı. İki katlı kocaman bir evleri ve önünde şimdi aklımda, sadece arka tarafta olan nar ağacının kaldığı bir bahçe vardı. Ancak daha sonra, eski evi Vahit abiye bırakarak bahçeye iki katlı bir betonarme bir ev yaptılar. O evde hala Yakup abi ile Ömer oturuyor şimdi. Beşir aminin bitişiğinde ise yine hacağagilinHassovu’nun evi vardı. O evde kocaman iki katlı damı beton olan bir evdi. Hassovamigil, şu an zemin katımarangoz atölyesi olarak kullanılan yeni evlerine taşındıktan sonra o eski evde HassovamininoğullarındanSürullahami, kendisi Alamanyada çalıştığı için karısı Kheyre bacı ve oğulları Yusuf abi, Asım namı diğer Arso ve Şakirin oturmaya başlamışlardı. Daha sonra onlar da Aşağı Banazıdayaptırdıkları evlerine yerleşince eve Bayram abi gelmişti.

Bu evin önünde bize her türlü oyun için yetecek kadar görece büyük ve geniş bir alan vardı. Buraya büyük havlu derdik. Yolun sol tarafında kürdaligilin bitişiğinde Hassovamigilin karşısında bizim ev vardı. Mastaklıdaki çoğu ev gibi iki katlı ve iki kanatlı bir kapısı olan büyükçe bir avlusu vardı. Ağam yani değirmenci Veysel, evin önünden geçen kharıkhtan bir kol alarak suyu evin içine almıştı. Havluya bir havuz yapmıştı.Havluya giren su havuzdaki ayran, yoğurt vbşeyleri buzdolabı gibi soğuttuktan sonra tekrar kharıkha karışarak akışına devam ederdi.

Tekrar büyük havluya dönecek olursak biraz aşağıda büyük havlunun daralıp ince bir yola dönüştüğü noktada sağ tarafta, ağzındaki kendi el yapımı piposunu hiç bırakmayan sadik aminin evi vardı. İlk karısı Aşe bacı vefat ettiğinde çok küçüktüm. Sadik ami daha sonra Elif bacıyı getirdi. Bir oğlu vardı. Adı Bayram olan. En son İstanbul’da olduğunu duydum. Sol tarafta ise biriket – ya da bizim tabirimizle piriket – duvarla çevirili bahçesinin tahta kapısından geçtikten sonra aşağı yukarı elli metre yürüyerek ulaşılabilen Vahdettin aminin evi vardı.Mastaklıya açılan bu kapı, aslında arka kapı idi. Evin asıl girişi, bizim papil yol dediğimiz ana yola bakıyordu.

Geri döndüğünüzde sağ tarafınızda size eşlik eden, odaları yan yana bir tren kompartımanı tarzında dizilmiş huşutAbdılla ve karısı Fadov bacının evini görürsünüz. Mimarisi o zaman köyde benim gördüklerim içinde tekti. Odaları yan yan dizilmişti ve arkaya doğru uzanıyordu. Odaların ön tarafına, diğer odalara gitmek için yaklaşık bir metre genişliğinde tahtadan bir perde ile yarısına kadar kapalı bir koridor yapılmıştı. Abdıllaaminin de vefatını hatırlıyorum. Büyük havluda yıkamışlardı.

Büyük havlunun tam karşısında bizim evin bitişiğinde Mohsinaminin evi vardı. Anası Akhşan ve hanımı Mermine bacı ile birlikte otururlardı. Biraz şişman bir insanın bile neredeyse güçlükle geçebileceği bir kapısı, kışın damlamayan ve karı kürünmese de sorun olmayan beton bir damı vardı. Çok asabi ve zalim bir adamdı. Bizi kendi evimizin bile damında oynatmazdı. Korkumuzdan dama çıkıp oynayamazdık. Evi daha sonra kabahkçıGedir aldı. Ondan da biz aldık. Şimdi mi ? Şimdi de yel aldı. Hem bizim evimiz hem de oev yıkıldı.

Bizim bitişikte ise Ali ami ya da mahallelinin mınıhk Ali dedikleri Ali Ak otururdu. Hanımı Kheççe bacı ve çocukları Cemile abla, Songül abla ve Cumali ile birlikte. Onların bitişiğinde ise Hüseyin ami,köylünün tabiriyle gollikHasseyin otururdu. Onun karşısında ise daha önce mamoşHasseyine ait olan evde Hasseyinaminin oğlu Fahri abi oturuyordu.  Onun karşısında ise deli Bekir’in karısı khanım bacı ile oğlu Salim oturuyordu. Daha sonra Bursa’ya göçtüler. Onların karşısında mamoşMisto ve karısı Efey bacı otururdu.Efeybacıgilin bitişiğinde Haciami veya mahallelinin tabiriyle kör Haci onların karşısında ise Arif ami yani kel Arif oturuyordu. Arif amigilin bitişiğinde ise Osman’ın Hassavu otururdu.Hacarap lakaplı Kheyrullahami karşılarında ise Adıgüzel ami oturuyordu. Mastaklının bitip kendisini ve üzerinde yürüyenleri Bahçebaşı mahallesine döktüğü noktada sokağın iki yanına irikıyım muhafızlar gibi dikilmiş komşularına göre, görece daha ihtişamlı iki ev vardı. Sağdaki Mısaaminin soldaki ise manifaturacı Metin abinin babası pancarmamovgildenhacı Bayram’ıneviidi.Hacarabın evi ile haci Bayram aminin evinin arasında kalan ciğette ise çıldır lakaplı köyün emektar şoförü Mahmetamive Geriboami, karısı Mürvet bacı ve çocukları otururdu.

Çok kısa bir şekilde ve yüzeysel olarak tanıtmaya çalıştığımız bu sokak, ancak yaşayanlarının bilebileceği, her şeye rağmen sempatik ve sevecen insanlarının oluşturduğu o güzel dünyanın zayıf bir gölgesidir.

Tüm bunları niye yazdığımı soracak olursanız aslında ben de bilmiyorum. Belki de o güzel günlerin kendisini gizlemeye gücü yetmeyen anılarının içimde yeniden yeşermesidir. Ancak anlatmak istediğim asıl şey Mastaklı’nın fiziki yönünden ziyade yukarıda isimlerini zikretmeye çalıştığım, çoğu dünyasını değiştirmiş bu insanların arasındaki tavsifi zor, sıcak ve samimi ilişkilerin hikâyesidir.

 

Ahmet Özdemir

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. Erkan ERDOĞAN diyor ki:

    Saygıdeğer Ahmet Özdemir;
    Sizleri yanımızda görmekten mutluluk duymaktayız.
    Gerek yazılarınızla gerekse varlığınızla bizlere güç katacağınıza inanıyorum yazarlığınız hayırlı olsun.
    KONAKDER BAŞKANI ;
    ERKAN ERDOĞAN

    1. ahmet özdemir diyor ki:

      teşekkürler. banazıya bir faydamız olursa onurdur bizim için

YORUM YAZ