Fidan

Mehmet Şerif YENİAY
Mehmet Şerif YENİAY
  • 01.03.2017
  • 1.645 kez okundu

Bizler Orta Asya’dan göç etmiş, yaşamını göçerlikle geçirmiş, maişeti temelde hayvancılık ve tarım olan bir ortak kültürün çocuklarıyız. Atalarımızın rüyasını görür, onların umut ve korkusunu içimizde yaşar hatta kuşaklar boyu taşırız. Mesela “yılan” dan korkarız, “şüyuu vukuundan beterdir” diye bir söz var ya… Oysaki kent kaldırımlarında yürümek, bir kimsenin yılan ısırmasına maruz kalmasından daha büyük birtehlikedir…

Ortak karakteristik yaşam sergiler, ovanın mümbit toprakları varken evlerimizi kırsalın yamaçlarına yapar ve uçsuz bucaksın bozkırlarda gezinmek isteriz…

Özgür olmak isteriz, o nedenle ilk yerleşkelerimiz dağların eteklerinde evler tek katlı ve saf düzenindedir.Biliriz ki güveni ve güveneceği olmayan özgür olamaz…

O nedenledir ki kadim kültürün insanları da yapıları gibibirbirine benzer, mesela Japonlar hep birbirine benzer(tabi bize göre)… Ortak korkular, ortak hayaller, ortak rüyalar görür ve ortak tarihe düşecek nam üretiriz.(ya insani ya da beşeri).

Sanayi devrimi ve makineleşmeyle birlikteyaşam kent denen kompleks yerleşkelerde daha da yoğunlaşmaya başladı. İşte o zaman O korkularımızdan da hayallerimizden de koptuk. Yılan korkusu ve otlak sevgisi yerini başka korku ve sevgilere evirdi, bu da bir boşluk doğurdu. Oysaki Kadim kültürlerin yaşam kültürü de köklüdür ve yaşam alanını da o kültür belirler…

İbn Haldun toplumların tarihi seyir içinde geçirdikleri evreleri “ümran ilmi” başlıklı sosyolojik tahlilinde açıklamış ve kırsal toplum insanının birbirine “asabiyet”(soy sop birliği ve ortak hareket/dayanışma) bağıyla bağlı olduğunu belirtmiştir. Medeniyet (Medine=şehir) ile birlikte bu asabiyet bağı kopar ve insanlar daha bireyci, bencil ve baskın kültürün tahakkümüne girer.

Kentlerde yaşar ama kırsalın rüyasını görür.Bu bir insanın çok ayakkabısı olup da hiç birinde rahat edememesi gibidir. Ama “modern hayat” yapı, yapıtlardışa dönük olduğundanhep bir tarafı nakıs kalır.

Modern hayat; dış dünya, şekilsiz yapılar, ses, ışık, alışveriş, erzak gereksinimi ve maişet ve beraberinde getirdiği yaşam tarzı ve yalnızlık…Bunların hepsi bizi dışa dönük(egzoterik) tutar ve yorar, o nedenle daha fazla “içe dönmek” isteriz. Çünkü yaşamın bir bedeli vardır ve o bedel de ağır ödenmiştir. O artık bir yitiktir ve ömrün ahiri için bile oldukça lüks bir hayaldir.Ertelenmiş bir yaşam için emek ve kapital biriktirmek gerektir.Evet, şehir sakinlerinin “eski evine” dönmek gibi bir ıstırabı vardır.

İç dünyayla dış dünyanın “barışla” yaşadığı bir yer daha var,o da tabiat (tabii olan) çünkü orada bir uyumsuzluk göremezsin. Bir çatışma yaşanmaz ve orada “barış” vardır.

Modernite eşittir medeniyet değildir, biz okla haberleşirken de medeniydik. Öyle diyordu ya Arslan Yabgu bir ok atarım on bin kişi(ok-ur) gelir. Mürekkebin kibri bu asırda ortaya çıktı. Mürekkep belgeden, “fidan” olmaktan beslenir.

Modernite en çok da üç şeyi katletti. Geceyi, hayalleri ve birde fidanları. Allah geceyi, insanlar onun bağrında sükûnet bulsunlar diye yarattı, gecesi olmayan yaşam gündüzde yüktür, oysa gece megakentlerde kayboldu. Diğeri düşünmek ve hayal kurmak yani bir Hira’sı olmak. Düşünce de hayal de “derundan” beslenir ya da “derunu” besler…

Hayalleri olmayan fidan yetiştiremez. Mesela Çınar da bir fidandır, ister beğenirsiniz isterse beğenmezsiniz, uzun yaşar meyve vermez, varlığında çok kıymeti anlaşılmaz ancak yokluğu kaybedilince anlaşılır ve anlarsınız ki o kıymetliymiş, yerini doldurmanız çok uzun zaman alır, boşluğu başka fidanların yetişmesine de imkân tanır. Kıymetini en çok doğa-l uçabilen kanatlar ve altında gölgeleyen göçerler anlar.

Şu kısacık ömrümüze en az bir fidan sığdırmak zorundayız yoksa bu egzoterik yaşam, daha çok körpe fidanlarımızı kurutacak. Bir fidan yetiştirmek zorundayız, yetişmiş bir fidanın yerini hiçbir şey dolduramaz bu gün zoraki insanlara ikram ettiğimiz, beğenilerine sunduğumuz ve insanlarında elinin tersiyle geri çevirdiği “meyveler”!O gün başka bir anlam kazanacak…

Aslında hepimiz benzer bir “ide” nin peşinde koşuyoruz, onu, “saklı bahçeyi” arıyoruz.

“Saklı bahçe” mükemmel fidanlık ve insanlar fidanlarını dünyadan götürür.

 

 

Mehmet Şerif Yeniay

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. Bayram Gür diyor ki:

    İnsan bu dünya ya ilim ve dua vasıtasıyla tekemmül etmek için gönderilmiştir.
    Bediuzzaman

  2. Hamit fırtına diyor ki:

    Mehmet şerif bey güzel yazılarınız için size çok teşekkür ederim.Bu alemde hepimiz birer göçeriz fani alemden ebedi aleme göç ederken ALLAH azzevecelle biz kullarına salih amellerle göç etmeyi nasip eylesin Amin

    1. Mehmet Şerif Yeniay diyor ki:

      İnşallah Hamit kardeşim.

YORUM YAZ
hack 2018 cpanel alma cavdar59 sunucu root işlemi portsuz backconnect olma litespeed c1 bypass method cavdar599 litespeed config okuma cavdar59 hacklink shell script