İNSANI TANIMAK-1

Mehmet Şerif YENİAY
Mehmet Şerif YENİAY
  • 13.11.2017
  • 146 kez okundu

İNSANI TANIMAK-1

İnsanı tanımak iddialı bir tanı-koymaktır. Tanımak en yakından başlar, insanın kendi nefsine(varlık) kendinden daha “yakin” olan ne vardır. O sebeple başlık kendini tanımak olsa daha sahici olurdu.

Öyleyse konuya “kendini tanımak” olarak devam edelim.

Biz kendimizi ne kadar tanıyoruz?

Neler başarabiliriz, gücümüzü nereye kadar zorlayabiliriz, iyi bir insanmıyız, bundan daha iyisi olamaz mı, öfkeli miyiz, sabırlı mı, sabrımızın sınırını biliyor muyuz, hayallerimizin sınırını biliyormuyuz, beynimizin yüzde kaçını kullanıyoruz yada kullanabiliriz, iyi bir Müslüman mıyız, daha iyi olabilir miyiz, dünyayı değiştirebilir miyiz… Mutlu muyuz?

Bilmiyoruz.

Bilemiyoruz çünkü şayet bilebilseydik tarif ettiğimiz varlık insan olmazdı…

Bilebildiğimiz şey, beşer(ilkel benlik)’in insana dönüşebilmesi ve ünsiyet kazanması…

Konuya yukarıda saydığımız bilinmezlerden başarı ile başlayalım isterseniz.

Başarı nedir, Bunun ölçüsü nedir?

Başarı genellikle mesleki kariyer için kullanılan bir tabirdir ve bu dış kabullerin bize giydirilmesidir. Oysa her insan iç dünyasında başarılıdır-en azından öyle olduğuna inanır.

Öyleyse işini “iyi” yapan bir bal arısı başarılı mıdır? Arı için başarı tabirini kullanmayız çünkü o görev elçisidir. Bal arısı tanımlı işi, en doğru işi yapıyor, sonuç mükemmel.

Peki, bal yapmayan arılar başarısız mıdır? Bence tüm arılar başarılıdır/görevlidir. Bal yapmayan arını da bir hikmeti vardır ancak insanlığa faydalı olması açısından ilahi iltifata mazhar olan “bal arısıdır”, EMEK/FAYDA.

Burada anahtar kelime görev adamı olmak.

Görev adamı olmak. İçinde bulunduğumuz görev hakikaten de doğru görev midir? Bulunduğumuz hal/göreve gelinceye kadarki yol haritasını bir hatırlayalım. Yol haritasında ki coğrafi ailevi ve toplumsal etmenleri veya sizi bu göreve mecbur kılan sebepleri. Yapabileceğimiz işin en iyisi bu olduğuna kim karar verebilir, bu yönüyle insanlar keşfedilmeden ömürlerini tamamlarlar.

Bizim bal üretebilme yetimizi kim keşfedecek? Bizatihi kendimiz, aile, çevre, eğitmen…

İnsanın yaşam serüvenini üç ana etmen belirler.

-Genetik kodlar.

-Aile.

-Çevre(eğitim de dahil).

Oysa genel kabul olarak şunu biliyoruz ki insan “bal üretecek” kapasitede yaratılmıştır.

Ayrıca Allah her insanı ayrı yetenek kabiliyet ve beceride yaratmıştır, bunlar da katma değerimiz olmayan hususlardır. Öyleyse sırf ontolojik sebepten ötürü kimse hor görülemez ve yüceltilemez. Beklenti çaba için, kınama da eylemsizlik için olmalı.

Oysa biz biliriz ki donanımsal ve fizik farklılığı kutsamak “cahiliye”geleneğidir…

Somon balıklarının eve dönüş yolculuğunu bilirsiniz, o kadar çok seçenek arasından doğru yolu ve kanalı bulmaları çok enteresan değil mi. Peki, insanın geri dönüş yolculuğu olsa sonuç ne olur dersiniz. Yaşamınızda ki küçük dokunuşların hayatınızı nasıl değiştirdiğini dikkate alırsanız bunun ne kadar kompleks ve anlaşılamaz olduğu açığa çıkar.

Konuyu daha fazla dağıtmadan toparlayalım. Bal arısı örneğini verdik. Bu bir misyondur, bu misyon gereği İnsan, insanlığın hayrına olanı yapmalıdır. Bunu önemseyin lütfen çünkü bireysel ve toplumsal olarak “üretken” olduğumuz dönemler bir misyonun ürünüdür, aksi durumda sonuç ortada, yerinde saymak ve gerilere gitmek.

Amacım bu yazıyı sadece başarıya endekslemek değildi ama öyle oldu. Diğer konuları ileriki yazılara bırakalım inşallah.

Diyebilirsiniz ki başarıyla insanı tanımak arasında niye bu kadar sıkı bağ kurdun? Başarıya talipsek insana da talip olmalıyız, ona bal üretebileceğine ikna etmemiz ve daha da önemlisi ikna olmamız gerekir.

Öyleyse biyolojik silah üretip hemcinsini yok etmeye çalışan insan da yaptığı işte tırnak içinde başarılıdır.

“Bal üreten” insan da biyolojik silah üreten insan da doğuştan aynı özelliktedir.

İnanırsak başarırız.

 

 

 

Selam ve dua ile.

Mehmet Şerif Yeniay

 

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ