KURBAN

Mehmet Şerif YENİAY
Mehmet Şerif YENİAY
  • 23.08.2019
  • 939 kez okundu

msyeniay

KURBAN

Kurban; bilinen en eski ibadetlerden biridir. Arkeolojik kazılarda; Sümer, Hitit ve Mısır dönemine ait bulgularda tanrılara sunak olarak, kurban sundukları tespit edilmiştir.

Hindu dinlerden Japon dinlerine kadar pek çok dinde Kurban ibadetine rastlamak mümkündür, Yani sadece İslam’a has bir ibadet değil insanlık tarihi kadar eski bir ibadettir…

Diğer dinlerde de kurbanların sunuluş gayesi ya tanrıyı/Yaratıcıyı memnun etmek, şükür teşekkür gösterisinde bulunmak ya da tanrıların gazabından emin olmak için onlara peşinen bir sunu yapmak…

Kurban nedir; kurban k(g)urbiyyettir. Garib, yakın demektir, gurba, yakınlık, daha yakın olana “akraba” denir. Kurban da bu manada yakınlaşmak, yakınlaşmaya vesile olan şeye, kişiyi amacına yakınlaştıran şeye kurban denir.

Kuran’da 96 yerde geçen kurban; yaklaşmak, sunmak (Adem’in iki oğlunun sunduğu kurban) manalarında kullanılır.

Hac vesilesiyle ve Kurban Bayramında kesilen hayvanlar manasında kullanılan kelime “hediy” dir.Kabe’ye ve Allah için “hediy” sunma. Dilimizde kullandığımız hediye de “hediy” ile aynı köktendir bizim işleyeceğimiz mevzu bu “hedy” manasına gelen kurbandır…

İbadetlerin iki yönü vardır bir şekilsel yönü bir de mana yönü. Kurbanın(Hediy) şekilsel yönü; bir hayvanı alır Allah’ın adını anarak keser, ondan hem siz yer, hem de ihtiyaç sahiplerine yedirirsiniz. Kelimeye yüklediğimiz anlam ise bize işin şekilsel boyutunun ötesine geçmemizi söylüyor. Yani kurban bizde bir kurbiyyet(yakınlık) oluşturmalı, yoksa sadece şekilde kalır diyor.

Evvelen, kurban olarak seçilen hayvanlara bir bakalım, neler kurban edilir? Deve, sığır, davar.

Peki, keçinin bir akrabasıolan hatta ondan daha efdal diyebileceğimiz geyik kurban olur mu, değil mi ya keçinin geyikten farkı ne. Ormanda bir geyik yakalayıp kurban edebilir miyizmisalen, hayır edemeyiz.(usul olarak) Öyleyse buradaki hassas nokta nedir.

Bir şeyi verebilmek(sunmak) için size ait olması gerekir. Yani;yanisi şu: Yine Kuran’dan hatırlayınız Kuran’dakudret helvası ve bıldırcın geçer, bu kelimelerin aslı “men ve selve “dir. Tam olarak ne olduklarını bilmiyoruz ancak bu iki yiyecek meallere “bıldırcın ve kudret helvası” olarak geçmiş ancak bidiğimiz şu ki; bu iki ilahi ikram Hz. Musa ve ümmeti için kolay ulaşılır bir yiyecek olmaları yani “hars” ve “kültür” gerektirmeden elde edilebilmeleri. Yine Hadis-i Şerifte “ mantar “men”- dendir(zahmetsizce ulaşılabildiği için “men” grubundandır) buyrulduğu gibi…bu kadar izahat yeterli sanırım, kısaca kurban bir emek harcanmış ve maddi değeri olan hayvanat grubunu sunmayı ifade eder…

Yine Kuran’da bir sureye isim olan (Bakara) kelime var malumunuz, bakınız:

Allah(cc) İsrail oğullarından bir sığır kesmeleriniemretmiş;

“ Bir zaman Musa kavmine, Allah size bir inek kesmenizi emrediyor demiş; onlar da bizimle alay mı ediyorsun! Demişlerdi. Musa, cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım! Dedi.” (Bakara 67)

İsrailoğullarıemrolundukları şeyi yapmak yerine işi ağırdan alıp onun mahiyeti ne rengi ne gibi sorularla işi savsaklamaya çalışmış. Oysa emri aldığı anda bir sığır kesseler mesuliyet ortadan kalkacak. Sadece İsrailoğullarına has değil hepimiz için geçerli, bizler bir çok ilahi emre muhatabız ki bunlar gücümüzü aşan şeyler de değil, ama fakat demeden yapıp sorumluluktan kurtulmak lazım… Peki, İsrailoğulları’nınbu davranışlarının sebebi nedir.

Müfessirin anlattığına göre; İsrailoğullarının Hz. Musa’dan önce tapındıkları Hetor adında bir putları vardı, bu put bir buzağı heykelidir, yani buzağıya bir ulviyet yüklemişler, geçmişten gelen bir buzağı sevgisi(ilahı) var.

Yine Kurandan hatırlarsanız Hz. Musa Tur Dağına Rabbiyle(Rabbimizle) buluşmaya giderken kavmini Hz. Harun’a bırakmıştı, Hz. Musa Tur dağından dönünceye kadar Samiriİsraioğulları’nınaltınlarını toplayıp tapınsınlar diye, böğüren altından bir buzağı yapmıştı…

Peki, buzağı bu insanlar için neden bu kadar önemliydi, sadece bunlar için değil yaşamış tüm eski kavimler için de önemlidir…

Tarıma dayalı toplulukların iki ana besin kaynağı vardır, tahıl ve sığır.

Özellikle sığır(ve dahi küçükbaş,en’am), etinden derisinden ve sütünden yararlanıldığı için nerdeyse tek protein ve besin kaynağı, yine hatırlayınız İsrailoğulları en ağır cezayı, iç yağı yememe yasağıyla almışlardı, bu,bugünden bakarak pek anlaşılmayabilir.Tamamen kas gücüne bağlı çalışan bir toplum ve savaşçı bir millet için hayvansal yağ yememek ne demek bir tahmin edin. Topkapı müzesinde ki kılıçları vebenzeri savaş aletlerini görmüşsünüzdür, bizim kaldırmakta zorlanacağımız o savaş aletlerini saatlerce düşmana karşı sallayacak bilek ve kas gücü…Yine hatırlayın yakın tarihe kadar hayvan kesilirken eskiler ne derdi?

“yağlı ola” derdi değil mi, hayvanda elzem olan yağdır, bu açıdan bakılıncaİsrailoğulları’nın aldığı ceza daha net anlaşılıyor, bu gün bu kelime kasapların sevmediği bir kelime olabilir ancak onlariçinçok değerli bir kalori kaynağıdır ve yağ olmazsa olmaz…

Bakalım Allah(cc) bir sığır kesin diye emredince İsrailoğulları ne yaptılar.

“Bizim adımıza rabbine dua et de onun ne olduğunu bize açıklasın, dediler. Musa dedi ki: Allah şöyle buyuruyor: O, yaşlı da değil düve de değil; ikisinin arası bir inek olacak. Haydi, size emredileni yapın.(Bakara 68)

…Şeklini, şimalini, rengini sordular, her sorduklarında ayet inip mahiyetini açıkladı.

“…ineği bulup kestiler, ama az daha (bunu) yapmayacaklardı”(Bakara 71)

Peki, niye ilahi emir karşısında bu kadar direttiler. Çünkü ona çok değer veriyorlar ve değerli olduğu için de kutsallık atfediyorlardı. (değer ve kutsallık arasındaki sıkı bağ)

Konuyu fazla dağıtmadan; EN DEĞERLİ OLANI “EN DEĞERLİ” OLANA SUNMA İBADETİNE KURBAN DİYORUZ, sunulan makamın yüceliğindendir ki kusurlu olan hayvan kurban edilmez. Misal koca hayvan bir boyunuzu kırık veya bir gözü kör olsa bu onun maddi değerinden hiçbir şey eksiltmez değil mi, yani mantık olarak doğru. Yüce makama kusurlu ürün vermek saygısızlık olarak addedildiğinden dolayı salim olanı vermeyi uygun saymışlar.

Lütfen bu tür olayları tarihe giderek okuyalım. Endüstri toplumundan durup tarım toplumunu anlayamayız, o gün bir deve bu gün bir Mercedes değerinde…

…Şimdi tüm ritüelleri yerine getirdiniz salim bir kurban sundunuz, sonra şu ilahi hitapla karşılaştınız:

“ BU KURBANLARIN NE ETLERİ NE DE KANLARI ALLAH’A ULAŞIR! FAKAT ALLAH’A ULAŞACAK OLAN SİZİN TAKVANIZDIR. SİZİ DOĞRU YOLA ERDİRDİĞİNDEN DOLAYI ALLAH’I BÜYÜK TANIYASINIZ DİYE, BU HAYVANLARI SİZİN İSTİFADENİZE SUNDU. GÜZEL DAVRANANLARI MÜJDELE!”(Hac 37)

İşte, kelimelerin kifayetsiz kaldığı bir yer. Bu müthiş bir şey, madde bir anda manaya dönüşüyor…

Kurbanla ilgili pek çok bilgi bulabilirsiniz maalesef ki çoğu işin şekil(madde) boyutundan mana boyutuna geçmiyor, o nedenle klasik bir kurban yazısı yapmayı uygun görmedim, kurbanın yaşı ne nasıl paya olur vs… Bunu sadece kurbanla ilgili sanmayın ibadetlerin çoğu şeklin ötesine geçemiyor geçemeyince de şu abes soruyu sorup duruyoruz: İslam dünyası neden geri kalıyor.Hemen bir karşı soru gelebilir: ne yani ibadetlerle mi ilerleyeceğiz. Bunun cevabı; ibadet işin ruhudur bu ruh davranış şeklimizi ve hatta geleneklerimizi belirler. İbadetleri basite indirgemeyin lütfen insandaki motor gücü ibadettir eylem sonra gelir… İşte Kuran’ın tavsiye ettiği “kamil” insan bu sayede yetişir, bu insan tipini yetiştiremediğimiz sürece ilmi-halimizde hiçbir şey değişmeyecektir…

Bizler ibadetlerin içini boşaltırken seküler anlayış de dışını kemirmekle meşgul. Son zamanda ortalıkta bir slogan dolaşıyor. “Yedi kişi bir ineğe gireceğine, bir insana yardım et”(şu an sosyal medyada bu yayılmaya çalışılıyor) neymiş efendim yedi kişi kurban parasını birleştirip bir fakire vereceklermiş. Maksat iyi niyetli değil mi, son derece hümanist!

Öncelikle bu insanların derdi “dinde ihya” filan değil bunlarda İslami değerlere karşı bir refleks var, onu da anlamaya çalışıyoruz statükoya karşı bir tepki var ancak bunun yolu bu değil. Yaşadıkları çelişkinin sebebi inanç ve sekülerizm arasında sıkışıp kalmaları ve her ikisinden de vaz geçememeleri…

Sormazlar mı adama insanlara iyilik yapmak için niye durdun durdun da kurban bayramını seçtin? Yeryüzü mazlumları, yılda bir kere et yiyen miskinler var, yedi yiğit bir araya gelsin de oraya bir kurban göndersin. Çok uzağa da gitmeye gerek yok en yakınında arasın bulur…Ne kadar harika olur değil mi; bir bayram sabahı komşunun kapısını çaldın: hayırlı bayramlar komşu size bayram hediyesi ( koçu)getirdik dese…

Evet, yeryüzü mazlumları çok zor durumda bunun çoğunluğu da hiçbir çıkış yolu bulamıyor, bu yoksulluğun birinci sebebi “beyaz adamın” doymak bilmeyen iştahı. Bu birinci sebep tabi tek sebep değil. Şunu tüm kalbimle ifade etmek isterim ki; “beyaz adam” aynı şekilde açlıkla karşı karşıya kalsa bu insanlar “beyaz adama” yardım ederdi. Biz İslam Kültürünün varisleri gündemimizde infak diye bir kavram var (ya da olmalı, olsun),bakınız infak; Kuran da 72 yerde geçer, keşke öncelikle biz İslam Kültürünün varisleri bu şuuru yakılabilseydik.

Bakınız Maide suresi 2. Ayette “kurbanlıklara saygısızlık etmeyin” der. Oysa ki bu ayette bahsi geçen kurbanlıklar Mekke Müşriklerinin Kabe’ye sundukları kurbanlardır, onlara dahi saygısızlık etmeyin der…

Kurban deyince İbrahim as. ’den bahsetmeden olmaz. Kurbana bir dayanak teşkil ettiğinden değil bir sınav olarak değinelim. Bir sınav ve Rabbinin ona ikram ettiği kurban.. Zira kurban sunma Hz. Adem’den beri var, Kuran’dan böyle anlıyoruz.

Yalnız bu konuya girmeden bir serzenişte bulunayım. Gerek İbrahim as gerek diğer peygamberlerle ilgili o kadar çok bilgi kirliliği var ki bu bilgiler asıl olan  Kuran’ibilginin önünü tıkıyor. Çoğu İsrailiyat ve uydurma. Yani bu peygamberlerle ilgili bu kadar bilgiye nasıl ulaştınız, raviniz kim, Cebrail’in bildirdiği size niye yetmiyor…

Öyle şeyler anlatılıyor ki, ne şeriatle ne dinle alakası yok. Herkes araştırma imkanına sahip olmadığına göre insanlar nasıl ayıracak hangisi hurafe hangisi doğru diye, çok ağır ve büyük bir vebal alıyorlar, çoğunlukla da bu kıssalarda Allah adını kullanıyorlar… Kuran, gerekseydi bildirirdi zaten, yetinmeyi de bilmek lazım…

Hz. İbrahim dedi ki:

“Rabbim bana Salihlerden olacak bir çocuk bahşet. Bunun üzerine biz de ona uyumlu bir oğlan çocuğu müjdeledik.”

“Birlikte çıktıkları bir gün dedi ki: Yavrucuğum , rüyamda seni kurban ettiğimi görüyorum, bir düşün, bu konuda ki görüşün nedir?”

“ Dedi ki babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah beni Salihlerden bulacaksın.

“ Böylece ikiside Allah’a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böyle mükafatlandırırız.”( Saffat 100-105)

Bu konuyu bazı müfessirler bildiğimiz klasik manada tefsir etmiş. Bazıları Hz İbrahim böyle bir olaya teşebbüs etti derken bazıları da hadise tamamen rüyada gerçekleşti Hz İbrahim bu hadiseyi oğlu İsmail’e anlatınca o da böyle bir emir aldıysan buna da rıza gösteririm manasında bir teslimiyet gösterdi, Rabbi de ona “büyük bir kurbanlık fidye olarak verdi”.

Öyle veya böyle İlahi otorite buna izin vermedi, zaten vermezdi de.

Hz İbrahim yaşlılık çağında çocuk sahibi oldu.Her insan fıtratı gereği çocuk sahibi olmayı ister ancak siz bunun özlemini yıllarca çektikten sonra Allah size bir çocuk bahşederse bu sizin için çok çok daha değerli olur.

İmtihanın en zor çetin olanı evlatla imtihan olmaktır, İnsanın sahip olduğu kıymetli şeyleri kaybetme korkusu her zaman vardır ancak zor sahip olanın kıymeti de korkusu daha da büyük olur.

Kurbanı biraz da böyle okumak lazım, nezir(adak) adayan insanın psikolojisi şudur: Ya çok korkmaktan ya da çok sevinçten kaynaklanır, oysa deruni bakış açısıyla baksa insan her anına her gününe bir “sunu” kurban adasa azdır.

Nasıl ki bir çocuk doğduğunda şükür için akike kurbanı kesiyoruz, var olan ve sahip olduklarımız için, teşekkür için de kurban keseriz.

Efendim; kurban farz mı, vacip mi, sünnet mi…

Hanefilere göre vacip diğer mezheplere göre sünnet…

İsterseniz bunu aşağıdaki ayetleri okuyup bir kere daha düşünelim.

“Haccı ve umreyi Allah için eksiksiz yerine getirin; engellenirseniz kolayınıza gelen bir kurban gönderin.” (Bakara 196)

“Ey iman edenler! Allah’ın işaretlerine, haram aya, boyunları bağlı ve bağsız kurbanlıklara, rablerinin büyük lütuf ve rızasını dileyerek Beytülharam’a yönelmiş kimselere sakın saygısızlık etmeyin.”(Maide)

“Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlıklar üzerine Allah’ın adını ansınlar diye, biz her ümmet için KURBAN KESMEYİ FARZ KILDIK. İşte sizin ilahınız tek bir İlah’tır. O halde O’na teslim olun. O’na samimiyetle boyun eğenleri müjdele!”(Hac 34)

“Biz, büyükbaş hayvanları da sizin için Allah’ın işaretlerinden kıldık. Onlarda sizin için hayır vardır. Şu halde onlar, ayakları üzerinde dururken üzerlerine Allah’ın ismini anınız. Yan üstü yere düştüklerinde ise, canı çıktığında onlardan hem kendiniz yiyiniz, hem de kanaatkâr olup dilenmeyene de, dilenene de veriniz. İşte bu hayvanları biz, şükredesiniz diye sizin istifadenize sunduk.”(Hac 36)

 

 

Hayırlı Bayramlar

Mehmet Şerif YENİAY

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
hack 2018 cpanel alma cavdar59 sunucu root işlemi portsuz backconnect olma litespeed c1 bypass method cavdar599 litespeed config okuma cavdar59 hacklink shell script