NASREDDİN HOCA

Mehmet Şerif YENİAY
Mehmet Şerif YENİAY
  • 04.10.2017
  • 273 kez okundu

msyeniay

NASREDDİN HOCA

Şahsen ben Nasreddin Hoca’yı çocukluğumdan beri merak ederim ancak hakkında, fikir ve yaşantısına
dair sağlıklı bir bilgi edinemedim, ta ki Prof. Dr. Mikail Bayram’ın Nasrettin Hocayla ilgili eserlerini
tanıyıncaya kadar.
Mikail Bayram, Nasreddin Hoca ve doğal olarak ilintili Anadolu Selçuklu dönemi ile ilgili geniş bir
araştırma yapmış hatta ömrünü bu konuya vakfetmiş desek mübalağa olmaz. M. Bayram mevzuyla
alakalı yüz otuz bin(yanlış okumadınız) eser (evrak,risale,kitap…) okumuş, taramış. Mikail Bayram
Hoca Arapça, Farsça, Pehlevice(eski Farsça) ve Farisi yerel dilleri iyi biliyor, Sasani Tarihi ve Selçuklu
tarihi uzmanı… Dolayısıyla aktaracağım bilgilerin referans kaynağı M. Bayram Hocanın kitaplarıdır.
Nasreddin Hoca’nın tam adı Hace Nasirü’d-din Mahmud dur. Anadolu Selçuklu Devletinde ki, Ahilik
teşkilatının kurucusu olan Ahi Evren diye bilinen zat Nasreddin Hocadır. Ahi Evren’in tarihi
kaynaklardaki tam adı, Ahi Evren Nasreddin Mahmut olarak geçmektedir.(Kırşehir Müzesi Ahi
Şecerenamesi)
Bilinenin aksine Nasreddin Hoca Gür sakallı şişman biri değil iri yarı heybetli çatık kaşlı ve kösedir.
Hocanın hakkında anlatılan hikâyelerin az bir kısmı gerçek olmakla birlikte genel itibariyle
yakıştırmadır. N. Hoca akliyeci ekolden geldiği için misalleri, ironiyi mantık dâhilinde işlemiştir. Peki,
biz N. Hocayı neden sadece bu yönüyle, mizah ustası olarak tanıdık, onu yazının ilerleyen
bölümlerinde bulacaksınız.
Nasreddin Hoca bilgelikle zanaatı yaşamında birleştirmiş örnek bir mütefekkir Müslümandır. Bu
yönünü önemsiyoruz zira O, sadece “makamda” oturup ahkâm kesmemiş, bizatihi yaşamın içinden
gelmiştir.
Şahsen N. Hocanın Ahlak-i Nasiri adlı eserini okudum, bu kitap bile N. Hocanın bilgelik ve Filozofluk
yönünü anlatmaya yeter.(Ahlak-i Nasiri N. Hocanın adaşı olan ünlü matematikçi Hace Nasiri Tusi’ye
atfedilir ancak kitabın girişinde Nasiri Tusi kitabın kendisine ait olmayıp sadece önsöz yazdığını
belirtir)
Nasreddin Hocanın çocukluğu Azerbaycan’ın Hoy kasabasında, gençliği Horasan ve Maveraünnehir de
geçer. Ünlü Eş’ari kelamcısı ve Razi tefsirinin(Tefsiri Kebir) müfessiri Fahreddin Razi’den ders aldığı ve
Razi tefsirinin yazılmasında katkıda bulunduğu, 1205 yılında Anadolu’ya geldiği Kayseri’ye yerleştiği
Debbağ atölyesi kurduğu belirtilir.
Şu an Kayseri Lisesinin olduğu yerde Ahi teşkilatları vardır ve bu teşkilat 32 çeşit sanat örgütünden
oluşmaktadır, Hocanın hanımı Fatıma Bacı da Bacılar Teşkilatı olarak bilinen kadın el sanatları
örgütünün başında bulunur.
Ahiler bu ürettikleri ürünleri Kayseri’de bulunan Milletler arası panayır olan Yabanlı Pazarda satarlar…
Nasreddin hoca debbağların(derici) piri olarak öne çıkıyor, kışın dağlarda büyük yılanları kış
uykusunda avlayarak derilerinden kemer vs. yapıyor ve yılanların gövdesinden de panzehir elde
ediyor.
Burada Hocanın panzehir ve serum üretmesi de hekimlik yönünü de gösteriyor, “İlmü’t teşrib” adlı bir
de anatomi kitabı olduğu belirtiliyor.
Hocanın aynı zamanda saray muallimi olduğu(lala) ve bir dönem de Alâeddin Keykubat’a vezirlik
yaptığı ve yirmi ’ye yakın eserinin olduğu da belirtiliyor….

Peki, ne oldu da bizim anlı şanlı N.Hocamız tarihin tozlu sayfaları arasında kaybolup gitti ve sadece
çoğunluğu kendisine ait olmayan mizahları kaldı…

Anadolu Selçuklu Devletinin Moğollara yenilgisinin ardından A. Selçuklu Devleti dağıldı. Moğollar istila
ettikleri bölgelerde halk direnişiyle karşılaşmazlarsa sadece şehri yağma eder karşılaşırlarsa, hem
yağma eder hem de halkını kılıçtan geçirirler. Güç ve nüfuzuna güvenen ahiler de Kayseri’yi Moğollara
teslim etmeyerek savaşırlar. Moğollar uzun bir direnişin ardından şehri teslim alır ve Ahilerin çoğunu
kılıçtan geçirirler. (on bin ahi katledilmiş)
N. Hoca devlet adamlığının yanında kanaat önderi olması ve Sultan nezdinde fikirlerinin kabul
görmesi hasebiyle hedef tahtasında ki biriydi. N. Hoca İbn-i Sina ve Fahrettin Razi ekolünün yani
akliyeci ekolün varisi konumundaydı. Oysa Moğollar bu ekole karşı bazı “batını grupları”
destekliyorlardı. Bundan sebep Selçuklu Devletinin dağılmasıyla birlikte N. Hocanın eserleri de
Moğollar ve “yerel taraftarları” tarafından talan edildi. N. Hocaya ait eserler birer ön söz yazdırılmak
suretiyle intihal yoluyla başkalarına verildi. Öyle ki N. Hocanın ne adından ne de fikirlerinden söz
etmek suç haline geldi. Katliamdan kurtulan ahiler Anadolu’ya dağıldılar ve hocalarını unutturmamak
için bu veciz hikâyeleri ağızdan ağıza aktardılar. O sayede hocalarının ismini yaşatmayı başardılar.(N.
Hocanın isminin unutturmak isteyen bir grup var ki bunlar Moğollarla uyum içinde yaşamış fikir olarak
da N. Hoca ile taban tabana zıt bir ekol, onu da Mikail Bayram Hoca’nın kitaplarında bulabilirsiniz.)
Nasreddin Hoca Kırşehir’de 1261 yılında, 90 yaşında katledilmiştir.(Allah’tan Rahmet diliyoruz)
N. Hoca hakkında ki yazıyı özellikle kısa tuttum, amacım sadece merak uyandırmaktı. N. Hocayı
tanımak biraz da tarihimizi tanımak anlamına geliyor, “ders çıkarılmayan tarih tekerrür” eder.

Nasreddin Hoca’nın eserleri ve içeriği:
Letaif-i Giyasiye (felsefe, ahlak, siyaset)
Letaif-i Hikmet (siyasetname)
Ağaz u Encam( vasiyet)
Murşidü’l Kifaye(ruhun bekası hakkında)
Tuhfetu’ş-şekur
Ulum-i Hakiki
İlmü’t-teşrib(tıp- anotomi)
Kitabü’l-afai(yılanlar kitabı)
Yezdan-şinaht (felsefi)
Ahlak-i Nasiri (ahlak felsefesi)
Müsari’ül Müsari (güreşçi ile güreşme, İbn Sina’ya reddiyeye reddiye)
Medh-i fakr u zemm-i dünya

Tercüme-i en-Nefsü’n- natıka (İbn Sina’nın eserinin tercümesi)
Tercüme-i Kitabü’l-bamisin fi usuli’d-din(tercüme)
Tercüme-i Miftahu’l-gayb( tercüme)
Mi’rac-name( İbn Sina’ya ait eser tercümesi)

Mehmet Şerif Yenaiy

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ