Toparlanın Gitmiyoruz 1

Mehmet Şerif YENİAY
Mehmet Şerif YENİAY
  • 12.04.2017
  • 1.416 kez okundu

Bayılmak nedir bilir misiniz? Bayılmak isyan etmektir, vücut diliyle yetti artık dediğiniz nihai nokta. Bunu bir olumsuzluk olarak da algılamamak gerekir, aslında bu bir dengedir çünkü sağlıklı yaşamın bittiği kırılgan bir denge, çünkü insanın bayılmaması bedenine çok daha büyük zararlar verebilir. Ameliyata girecek birinin bayılması (bayıltılması) gerekir. Bayılma sigortanın devre dışı kaldığı beynin şalterlerinin attığı yerdir. Bayılmanın birçok sebebi vardır; biyolojik, fiziksel ve psikolojik, nörolojik. İster çok güçlü biri olun, isterse zayıf, isterse Tur dağında bir Peygamber, mutlaka bir kırılma noktanız vardır…

Bayılma beyne giden elektriğin kesilerek bedenin işlevsiz kalmasıdır aslında. Bedenin ve ruhun daha fazla zarar görmemesi için ilahi lütuf olarak beynin sigortayı devreye sokmasıdır. Evet, bu yönüyle insanın acıya dayanabileceği bir eşik vardır.
Evinizde her gün düğün dernek olsa katlanırsınız ama her gün matem olsa katlanamazsınız, en kısa sürede ya beden ya da ruh hastası olursunuz…

…Dün bir arkadaşı ziyarete gittim, konu İdlip’te kimyasal saldırıya maruz kalan masum insanlar ve, ve çocuklar… Arkadaşım artık bu tür haberlere bakamıyorum yüreğim el vermiyor dedi…
İnsanız, normal insanlar gibi bir dayanma sınırımız var daha doğrusu yüreği ölmemiş kalbi olanlar için dayanma eşiği var. Bu eşik kalbimizin sağlıklı olup olmadığının da bir testi aynı zamanda.
Hayır, şu soruyu sormuyorum, kim yaptı bunu, bunun çok da önemi yok O üç şeytanın üçünün de kalbi buna müsait, daha alçakçası, her acıtmak istediklerinde kalbimizi kanatıyorlar ya göremediklerimiz, göstermek istemedikleri…
Bizler olayın etkisiz elamanı konumundayız, ya bir şey yapamıyor ya da yetersiz kalıyoruz. Olayın aktif failleri değilken vicdanımız bizi boğuyor. Peki, bu olayın failleri, sahi bunlar nasıl insanlar.
Çocukken hep merak ederdim “gâvur” nasıl bir şeydi acaba, Kasabamız da sözlü kültürle anlatılan Rus Harbi ve Cihan Harbi gibi hikâyeler vardır ve yaşlılar konuşurken “gavurun ne menem” bir şey olduğundan bahsederlerdi, dolayısıyla çocuk tahayyülüyle ben gavuru yarı insan yarı hayvan vari bir şey zannederdim. Aradan yıllar geçti ve ben halen gâvurun insana benzemediğini düşünüyorum çünkü gâvurda bir organ eksik; onda kalp yok.
Yanlış anlaşılmaması için gâvurun tarifini tekrar yapıyorum. Gâvur: kalbinde “maraz”(hastalık) olan kişidir.
Yanlış anlaşılmasın diye tekrar söylüyorum; Adem “beşer” yaratıldı Allah ona ruhundan üfleyince insan oldu. Dolayısıyla insan, beşer ve Adem(adam) olarak iki guruptur, siz bunu iyiler ve kötüler diye de tercüme edebilirsiniz. Adem’in yaratılışında melekler bir endişelerini dile getirdi: “orada kan dökecek birini mi yaratacaksın” çünkü Adam’ın kimyası hayvani yönü (id) kan dökmeye müsaitti. Oysa Adem’e meleklerin bilmediği bir özellik verilmişti (meleklerin bildiği nedir, o tartışmalı konu) bu özellik ve donanımla yeryüzünü (eşyayı) imar edecek, orayı yaşanılır kılacak…
Sonra Adem neslinin çocukları dünyaya geldi “adam” olarak. Hepsi de güzel çocuklardı fakat sonra “kâfir” oldular. Bu tabiri kullanmakta beis görmüyorum çünkü kâfir bilinenin aksine; sadece yaratıcıyı inkâr eden kişi değildir. Kâfir kelime manası “örten” demektir. İnsan yaratılışında ki o güzel donanımları örttüğü için, kalbinde ki imanın üzerini örttüğü için kâfir olur.
Bu tasnif salt dini bir ayrım değildir, istenen sadece asgari seviyede bir insanlık. Herkes inancında hürdür, inancın hesabını görmek yaratıcıya düşer. Bizler insanın kimyasına bakarak o kusursuz donanımına bakarak, insanın insan üzerindeki hakkını arıyoruz. İster inansın ister inanmasın yeryüzünün iyileri de asla bitmez, onlar da zaten “inanmış” olanlardır. Misal Rachel Corrie kalbi olan bir Hristiyan kızı… ABD’den gelip de Filistinli Mazlumlar için kendini İsrail tanklarına siper eden Gâvura karşı mücadele eden, mücadelesini ölümüyle taçlandıran delikanlı Hristiyan kızı…
Acıya dayanma eşiğinden bahsediyorduk. Tıp acıyı hisseden organın beyin olduğunu söyler, oysa acıyı hisseden organ kalptir.
Bakınız “gavur” derisi olmayan insan ne kadar yaşar diye bir test yapıyor, bunu da utanmadan kitabında yayınlıyor(Hocalı katliamı). Emin olun sizler bu olayın gözlemcisi olsanız acıya dayanamayıp bayılırsınız çünkü kalp taşıyorsunuz…

Bilimsel olarak bakıldığında akıl beyindedir ancak Kuran’a göre akıl kalptedir Çünkü akıl insanı doğruya ulaştırmıyorsa buna kalpsizlik der.
Temyiz; seçip ayırma yeteneğidir, mümeyyiz akıl da doğruyu yanlıştan, hakkı batıldan ayırma yeteneğidir. Akıl kelime manası olarak bağ demektir, salt akla “akıl” demez Kur’an. Dolayısıyla akıl geçen her yerde kalple bağlantı, ilinti vardır. Akıl, kalbi beyne bağlayan bağa denir, bundan mülhem “akıl kalptedir” sözü doğrudur. Aksi durum söz konusu değildir çünkü kötülüklerin(kerh) çoğu bir zekânın ürünüdür. Bir hırsızın, dolandırıcının, katilin vasatın üstünde zeki olması gerekir, gerekir yoksa çekirge gibi üç kere bile zıplayamaz…
Kuran’a göre; Eğer kalpte maraz varsa göz görmez, kulak işitmez, kalp mühürlü(işlevsiz) kulak mühürlü, göz perdelidir (2/7) ve gaflette beraberinde gelir (16/108) kalbi olup da anlamayan, bunlar hayvan gibidir, hatta daha da aşağıdırlar (7/179) der…
İşte dünyanın geldiği konum itibariyle ya da hakim güçlerin dümen çevirdiği bu uzay gemisinin evirildiği an itibariyle medeniyet! Batı tarzı erdem! Ortadadır.
Francis Fukuyama’ın böbürlene böbürlene “tarihin sonu” dediği liberal demokrasinin geldiği son hali budur. Bu nokta insanlığın ulaştığı, ulaşacağı marjinal! nokta değildir, insanlığın bitiş noktasıdır (esfele sefilin). Toplum mühendisliğine soyunmuyoruz ama yukarıda ki bilgiler ışığında ortada ciddi bir “kalp rahatsızlığı” mevcuttur(ainesine bakarak). Acımayan, sevemeyen, merhamet etmeyen, taştan daha katı…işte bu medeniyetin! İnsanlığa katacağı bir iddia kalmamıştır.
Sadece sahibi olduğu ilaç fabrikasının cirosunu artırmak için “mikrop” üreten, silah sektörünü canlandırmak için bir ülkeyi birbirine kırdıran bu kalp hastası medeniyete! Yeryüzünün “iyi çocukları” dur diyecektir elbet…
Toparlanın girmiyoruz.
“İnanıyorsanız üstünsünüz”.
“Andolsun ki, Tevrat’tan sonra Zebur’da da yazmıştık ki: Muhakkak yeryüzüne benim iyi kullarım varis olacaktır”.(21/105)
Selam ve dua ile
Mehmet Şerif Yeniay

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
hack 2018 cpanel alma cavdar59 sunucu root işlemi portsuz backconnect olma litespeed c1 bypass method cavdar599 litespeed config okuma cavdar59 hacklink shell script