YANILAN VE HATA YAPABİLEN İNSANLARA TALİBİZ

Mehmet Şerif YENİAY
Mehmet Şerif YENİAY
  • 19.06.2019
  • 577 kez okundu

msyeniay

YANILAN VE HATA YAPABİLEN İNSANLARA TALİBİZ

Başlığı yanlış okumadınız, yanılan ve hata yapabilen insana talibiz yani nakıs olana, yani İnsana!

Bir dünya hayal edin, orada insanlar kusurdan münezzeh, her yaptığında bir hikmet var, yapılan her iş kusursuz, ”Hiçbir tartışmanın mağlubu yok”… Kulağa hoş geliyor değil mi. Öyleyse Ali Şeriati’nin yaptığı gibi Mars’tan Dünya okuması yapmamız lazım  Mars’lı gözüyle insanı yeniden tanımlamamız lazım gelir, çünkü bu tanıdığımız insan tiplemesine uymuyor. Yok  Mars’a filan gitmeye gerek yok, bu harici bir donu değil dâhilinde bizatihi biz bulunuyoruz da diyebiliriz.

İnsan okumalarına biraz tarihin derinliklerinden başlayalım isterseniz.

Bakınız;

Cihan imparatoru Zulkarneyn (Şüphesiz biz onu yeryüzünde kudret sahibi kıldık-kehf 84) doğulara ve batılara seferler düzenler her tür insanla karşılaşır, öyle ki kuşlar gibi ekmeden biçmeden tabiatta ne bularsa onunla yetinen(tırnak içinde ilkel-kültürsüz) insanlarla karşılaşır…toprağı hars eden insanlar bulur…o zamanın ileri teknolojisini kullanacak insanlar bulur(bakır gümüş karışımı devasa sedler)… Bir beldeye geldiğinde ise “orada neredeyse hiç laf ve söz dinlemeyen, anlamayan bir topluluğa rastlar”…

Zulkarneyn şayet günümüze de gelseydi neredeyse hiç yanılmayan insanlar dagörürdü.

Bu sitayiş niye diyeceksiniz. Son zamanlarda bu konuya odaklandım,tartışan insanlara; siyasi,içtimai,dini vs. bakıyorum da neredeyse hiç yanılan yok gibi. İçlerinden bazı yürek erleri çıkıp; bizi affedin bu konuda kusurluyuz demeye çalışsa da yanılmazlık üzerine kurulmuş sistembuna pek müsaade etmiyor.

Seküler insan kusursuzluk üzerinden menfaat devşirmeye çalışıyor. Bunu bir pazarlama başarısı sayıyor, saysın o dinin icabını yerine getiriyor bizim sıkıntımız bizim bu konuda ki refleksimiz ne.

Diyebilirsiniz ki bu günün sorunu değil, elbette ki değil. Bu sorun insanlık tarihi kadar eskidir ancak son versiyon boyutu bu günün sorunudur. Sekülerizm ile Müslümanlar bu devirde ilk defa bu kadar iç içe yaşamaya başladı. Yani “evin dışında” bir dünyayla tanıştı“evinizin içiyle” dışı ise aynı dünya değil, dolayısıyla iç dünyamızla dış dünyamız da aynı değil.

Bu bağlamda yanılmazlık ve kusur iç dünyamızdan ziyade dışa dönük olan yönümüzün sorunu.

Mesela bir avukat için; “o adamı ipten alır deniyor” bu laftan şunu anlıyoruz kimin haklı kimin haksız olduğunun bir önemi yok önemli olan iyi müdafaa. Burada bir derdi olan avukat inanmadığı bir davayı savunabil mi, bu bir mesleki sorun mudur, yoksa günün icabımıdır!vs, diyebilirsiniz ki avukat davasını savunur son sözü hakim söyler hükmetme yetkisi onundur. Peki, iyi bir avukat davanın seyrini değiştir mi?…Yani biri haklıyken haksız olur mu?( Avukatlığı sadece mesleki olarak algılamayın lütfen çünkü hepimiz her gün bir şeyin avukatlığını yapıyoruz değinmek istediğim de o zaten)

…Dış dünyada işler biraz karışık biz kendi dünyamıza bakalım.

Bakınız bir hadisi şerifte:

-“Ben sadece bir beşerim. Sizler bana yargılanmak üzere geliyorsunuz. Belki sizin biriniz, delilini getirmekte diğerinden daha becerikli ve daha üstün anlatımlı olabilir. Ben de dinlediğime göre o kimsenin lehinde hüküm veririm. Kimin lehine kardeşinin hakkını alıp hüküm vermişsem, ona cehennemden bir parça ayırmış olurum.”(Buhari, Müslim, Ebu Davut, Tirmizi)

Aslında kişi öz nefsinde haklı mı yoksa haksız mı olduğunu bilir, içeride ki muhakeme daha adildir. Fıtrat bozulmadığı sürece o her daim doğruyu söyler. Yalanın en kötüsü kişinin kendine söylediği yalandır, o nedenle fıtrat içimizde ki hakimdir, eğer o da ölecek olursa kalp ve ruh daberaber ölür.

Şimdi “ipten alan avukat” ve hadisi Şerifte ki; “davayı haksız yere kazanan cehennemden bir parça alır”… Biz bunun neresinde duracağız. İşte evin içi ve evin dışı…

Yanılmazlık ve kusursuzluk üzerine kurulan dünya evin dışında, asıl sıkıntı da bu, bir davası olan insanın iki dünyası olamaz, olmamalı yani. Dışarıdaki dünya bize ait olmadığına göre öze dönüş kaçınılmaz.

Peki, kişi neden yanılmazlık görüntüsü vermeye çalışır.

Birincisi adalet endişesi. Dış dünyanın adaletinden şüphe duyan kişi kusurlu yönünü gizleme ihtiyacı hisseder. İkincisi, işite bu muzdarip olduğumuz husustur, savunmanın her türlüsünün mübah olduğu düşüncesi.

Bakınız, yanılmazlığın ve hata yapmanın iki prototipi var. Biri Âdem diğeri İblis.

Ademdediki;

“Rabbim! Ben nefsime zulmettim; suçumu ört, beni bağışla dedi, Allah da onu bağışladı. Çünkü onun bağışlaması çok, ikramı boldur.(Kasas-28)

İlahi huzurda emre itaatsizlik yapan İblis iseAdem(as) gibi özrünü beyan edip af dilemek yerine yanılmazlığı ve kusursuzluğu savundu:

-“Ben ondan iyiyim. Beni ateşten yarattın ama onu balçıktan yarattın.” Ve İblis suçu üzerine almadığı gibi karşı savunmaya geçerek:

-“Madem ki beni aşırılığa sevk ettin, ben de senin doğru yolunun üstüne onlar için oturacağıma yemin ederim”(Araf-16)

İblisin çıkmazı; kibir, beraberinde getirdiği ontolojik üstünlük algısı, yanılmazlık ve mutlak doğrunun kendi yanında olduğuna inanması…

Yine konuyla alakalı Kuranda Davut(as) kıssasında anlatılan doksan dokuz koyun-bir koyun hikâyesini bilirsiniz, iki kardeş arasında şöyle bir diyalog geçer:

-“ Bu benim kardeşimdir, doksan dokuz koyunu vardır, benimse bir tek koyunum var. Buna rağmen O’nu da benim payıma(koyunlarıma) kat dedi ve bana, konuşmada üstün geldi. Davut(konuyu anlamadan) dedi ki, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemesi yanlıştır. Çünkü malları karışmış olanların çoğu birbirlerinin hakkına girerler. İnanıp güvenen ve iyi iş yapanlar, öyle yapmazlar ama onlar da çok azdır. Davut sınandığını anladı. Hemen  Rabbinden bağışlanma diledi, secdeye kapandı ve bütün samimiyetiyle ona yöneldi.(Sad 23,24)

Bu kıssada en çok dikkatimi çekenhusus bir koyunu olan kişinin sözleri.

-Bir koyunumu doksan dokuz koyuna katmak istedi ve tartışmada bana galip geldi, öyle delileler sundu ki yenilgiyi kabul ettim, dilim kifayetsiz kaldı meramımı anlatamadım, belgem yetmedi…ama kalbim de mutmain olmadı, kısaca mağlup oldum…

Konuyu daha fazla uzatmadan, bu konuda sen haklısın ama filan konuda da ben haklıyım diyebilen, hakkını verebilen, Erlere, kanaat önderlerine, liderlere ihtiyacımız var.

…Evet, hata yapabilen! Ve yanılan! İnsanlara ihtiyacımız var çünkü burayı tamir etmeden bir üst kata çıkamayız.Hasmımıza verdiğiniz her haklı pay kendi hanemize yazılacaktır.

 

 

Kalın Sağlıcakla

Mehmet Şerif Yeniay

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
hack 2018 cpanel alma cavdar59 sunucu root işlemi portsuz backconnect olma litespeed c1 bypass method cavdar599 litespeed config okuma cavdar59 hacklink shell script